(Dergi Bilkent 44. sayı – Aralık 2025)
G. Kübra Turan Yıldırım Linkedin Profili
Dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A380’i uçuran ilk Türk kadın kaptan pilot Gökçe Kübra Turan Yıldırım (Elektrik-Elektronik Mühendisliği 2011) ile gökyüzündeki kariyeri üzerine söyleştik.
Havacılığa nasıl yöneldiniz?
Üçüncü sınıftayken zorunlu stajımı THY Teknik’te yapmış, jet uçaklarının birer mühendislik harikası olduğunu görmüştüm. Uçakların teknik yapısını ve operasyonlarını gözlemlemek havacılığa duyduğum ilgiyi arttırmıştı. Bilkent’ten mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde telekomünikasyon mühendisliği yüksek lisansına başladım. Bir yandan da Accenture bünyesinde analist olarak çalışıyordum; ancak ofis ortamındaki sabit düzenin bana pek hitap etmediğini de fark etmiştim. Ocak 2013’te THY’nin pilot aday yetiştirme programına kabul edildikten sonra ABD’de iki yıllık yoğun bir uçuş eğitimi aldım. İngiltere’deki kısa süreli bir eğitimi de tamamladım ve Airbus 320 filosunda ikinci pilot olarak işe başladım. Bu süreç, eğitim ve deneyim bakımından pilotluk kariyerimin temelini oluşturdu.
İlk uçuşunuz hangi uçaklaydı?
İlk uçuşum Mart 2013’te, eğitim uçağı Piper PA-28 Warrior ile oldu. Küçük, tek motorlu ve dört kişilik bu uçakla gökyüzüne ilk kez, hem de tek başıma adım atmak tarifsiz bir duyguydu. Kokpite oturduğumda kalbim çarpıyordu; büyük bir heyecan duyuyor, biraz da gerginlik yaşıyordum. Uçağın tekerlekleri yerden kesildiği an, pilot olma yolunda gerçekten ilk eşiği geçtiğimi hissettim. İlk jet uçuşum Mart 2015’te Airbus A320’yledi. Büyük bir uçağı yönetiyor olmanın sorumluluğu inanılmaz bir mutluluktu; bu mesleğin benim için doğru yol olduğunu bir kez daha anlamıştım. Ailem de bu özel günü paylaşmak için yanımdaydı; onların beni gururla izlediğini görmek, duygularımı daha da güçlendirmişti.
Kaptan pilotluğa yükseliş sürecinizden söz eder misiniz?
Kaptanlığa giden yol adım adım gerçekleşti. Önce ikinci pilotlukla başladım; tecrübeli meslektaşlarımdan çok şey öğrendim, her uçuş bana yeni deneyimler kazandırdı. 2019’a kadar THY’de görev yaptıktan sonra Emirates’e geçtim. Kaptanlığa da orada yükseldim. Emirates’te kaptan olmadan önce bazı kriterleri tamamlamanız gerekiyor: simülatör eğitimlerinden yüksek not almak, sağ koltukta en az 6 bin saatlik uçuş tecrübesi edinmek, bunların ardından da değerlendirme ve mülakatları geçmek. Tüm bu aşamaların sonunda eğitim safhasını da bitirip kaptanlık koltuğuna geçiyorsunuz. Kaptan olmak, hem gökyüzünde devasa bir uçağı yönetmenin heyecanını hem de yolcuların güvenliğini sağlama sorumluluğunu beraberinde getiriyor.
Şubat 2025’te dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus A380’in kaptan koltuğuna oturdunuz. Bunu başaran ilk Türk kadın pilot olmanız size ne ifade ediyor?
Benim için çok özel, gurur verici ve sorumluluk yükleyen bir başarı bu; yalnızca kişisel kariyer yolculuğumun bir kilometre taşı değil, aynı zamanda kadınların havacılıkta ne kadar güçlü ve görünür olabileceğini gösteren bir sembol. Havacılık hâlen çoğunlukla erkeklerin egemenliğinde görünse de bu başarımın genç kadınlara cesaret vermesini fazlasıyla önemsiyorum. Kadınlara ilham olmayı, hayallerini daha büyük bir özgüvenle gerçekleştirmelerine katkı sağlamayı umuyorum; çünkü kaptan pilotluk sadece teknik bilgi, disiplin ve liderlik gerektiren bir meslek değil, kadınların potansiyelinin, azminin ve kararlılığının sınır tanımadığının bir kanıtı.
A380 gibi karmaşık bir uçağı uçurmanın teknik ve psikolojik yönlerini anlatır mısınız?
A380’i uçurmak, teknik ve psikolojik açıdan büyük bir meydan okumaydı. A380’in kokpiti, daha küçük uçaklara göre çok daha gelişmiş sistemler ve otomasyonlarla donatılmıştır. Bu durum, uçuş yönetimini kolaylaştırsa da çok daha dikkatli olmayı, sistemlerin entegrasyonunu iyi kavramayı ve her durumda hızlı karar alabilmeyi gerektirir. Psikolojik açıdan baktığımızda ise 500’ün üzerinde yolcuyu taşıyan bir uçağı ve 25 kişilik bir ekibi yönetebilmek için stres kontrolü, odaklanma ve baskı altında soğukkanlı kalma becerilerimi geliştirdiğimi söyleyebilirim. Emirates, tüm bunlar için simülatör çalışmaları, acil durum senaryoları ve kriz yönetimi eğitimleri içeren ayrıntılı bir eğitim programı sunuyor.
Büyük uçak operasyonlarında stresi nasıl yönetiyorsunuz?
Büyük uçaklarda kritik nokta, beklenmedik durumlar karşısında sakin kalabilmektir, özellikle uzun uçuşlarda. Stresli durumlarda deneyimime güvenirim, prosedürleri uygularım ve ekip çalışmasına yoğunlaşırım. Disiplinli ve organize olmak, ekip kaynak yönetimi yöntemlerini en iyi şekilde kullanmak, stresi yönetmeme yardımcı oluyor.
Kokpitte liderlik ve ekip yönetiminin sırrı nedir?
2015 – 2019 yılları arasında Airbus A320’de görev yaptım. 2019’dan itibaren yalnızca Airbus A380’de uçuyorum. Farklı uçak tiplerinde görev almak bana hem teknik hem operasyonel açıdan deneyim kazandırmıştır. Kokpitte liderlik sadece uçağı uçurmakla sınırlı değildir; doğru iletişimi kurmak, ekibi sakin tutmak ve kriz anlarında en doğru kararı verebilmekle de ilgilidir. Bunun en güncel örneklerinden birini yakın geçmişte yaşadım. Washington’a giderken bir yolcumuz aniden rahatsızlanınca Kopenhag’a inmeye karar verdik. Bu süreçte kabin ekibini yönetmek, hangi meydana inileceğine hızlıca karar vermek, meydandaki imkânlara hâkim olmak, gerekli sağlık desteğini organize etmek gibi stratejik adımların yanı sıra uçuşun devam edebilmesi adına yakıt hesaplaması yapmak, ekibin mesai sürelerini yeniden değerlendirmek gibi operasyona dair zorluklar da vardı. Böyle vakalarda kaptanın sakinliği ve ekibini doğru yönlendirmesi hayati önem taşır. Liderlik, sadece kokpiti kontrol etmekle sınırlı değildir. Kriz ânında çevrene güven aşılamalı, yolcuların güvenliğini sağlamalı ve uçuşun devamlılığını en doğru şekilde planlamalısın.
Uçuşlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Kısa rotalar ile uzun rotaları karşılaştırır mısınız?
Her uçuştan önce hava durumu, rota, yakıt planlaması ve acil durum prosedürlerini incelerim. Ekip arkadaşlarımla görev paylaşımını netleştirir, olası senaryoları değerlendiririz. Böylelikle güvenli ve verimli bir uçuşun zeminini hazırlamış oluruz. Uçuşta enerjimi yüksek tutmak için kısa meditasyon ve nefes egzersizleri yapar, molalarda yürüyüşle kan dolaşımımı desteklerim. Uçuş sırasında ekip arkadaşlarımla iyi iletişim kurmak ve iş birliği yapmak, stresin azalmasına katkı sağlar. Bu alışkanlıklar, yoğun ve zorlu uçuş takvimlerinde fiziksel ve zihinsel dengemi korumama ön ayak oluyor. Uzun mesafeli uçuşlar genellikle kıtalar arasıdır ve 11 saati aşan seferlerdir. Bu uçuşlara hem fiziksel hem de zihinsel anlamda hazır olmaya önem veririm. Yeterince dinlenmeye, dengeli beslenmeye ve bol su içmeye dikkat ederim. Uzun rotaları seviyorum; çünkü uzun rotalarda genellikle 3-4 günlük konaklama ve farklı şehirleri keşfetme fırsatımız olur. Avrupa’da Londra, Paris, Barcelona ve Amsterdam, Amerika’da ise Los Angeles ve San Francisco en keyif aldığım rotalardandır. Kısa rotalar daha dinamik ve tempoludur; yorucudur ama size operasyonel refleks kazandırır. Bu uçuşlar genelde Orta Doğu’yu kapsar ve 1-2 gün içinde dönülür.
Havacılık sektöründe kadın pilotlara yönelik ön yargılar var mı?
Ön yargılar giderek azalıyor. Kadın pilotları sahada motive eden en önemli şeylerden biri, yaptıkları işte güven vermeleri ve yetkinliklerini gösterebilmeleridir. Kadınlar yeter ki cesur olsunlar, hedeflerine odaklansınlar, yeteneklerini göstermekten çekinmesinler. Fırsatlar her zaman çıkacaktır, azimle her şeyi başarabilirler.
Havacılık kariyeri yapmak isteyen gençlere tavsiyelerinizi iletmek ister misiniz?
Öncelikle tutkularının peşinden gitmelerini öneririm. Havacılık teknik ve zorlu bir alan olabilir, ama emek ve kararlılıkla her engeli aşabilirsiniz. Teorik bilgilerinizi güçlü tutarken uygulama deneyimi edinmeye de odaklanın. Uçuş okulları, stajlar ve simülatör çalışmaları size bu doğrultuda güçlü bir temel sağlayacaktır. Mentörlük ve ağ kurmak çok önemlidir; diğer pilotlarla iletişimde olmak motivasyon ve perspektif kazandırır. Sabırlı olun, her adımda öğrenmeye açık olun, başarılarınızla başkalarına ilham verin. Sizin başarılarınız, başka kadınların ve gençlerin havacılık hayallerini gerçekleştirmesine ışık tutabilir.
Kariyer hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
Kaptan olarak kendimi geliştirmeye devam etmek, yeni tecrübeler kazanmak, havacılığın farklı alanlarında bilgi sahibi olmak ve genç pilotlara ilham vermek istiyorum. Özellikle havacılık emniyeti, operasyonel verimlilik, sürdürülebilir havacılık teknolojileri ve pilot eğitiminde yenilikçi simülasyon yöntemleri üzerine çalışmayı hedefliyorum. İleride havacılık yönetiminde rol almak, bu alanda özgün projelerle fark yaratmak da hedeflerim arasında. Bu kapsamda bir yüksek lisans programına katılarak akademik bir ilerleme düşünebilirim. Böylece deneyimlerimi hem sektöre hem de yeni nesil pilotlara aktarabilecek konuma ulaşabilirim.
Hangi sıklıkta uçuyorsunuz? Hobilerinize zaman kalıyor mu?
Genellikle haftada bir, ayda 3 ya da 4 uçuş yapıyorum. Uzun mesafeli uçuşlar daha çok dinlenme günü sağladığı için hobilerime ve aileme vakit ayırabiliyorum. Bu denge çok önemli, çünkü motivasyonumu ailem, arkadaşlarım ve hobilerimle koruyorum. Spor yapmak, tenis oynamak, seyahat etmek, arkadaşlarımla buluşmak, denizde ve doğada zaman geçirmek enerjimi tazeliyor.
Bilkent Üniversitesi’nin hayatınızdaki yerini tarif edebilir misiniz?
Bilkent benim için yalnızca bir üniversite değil, aynı zamanda hayata bakışımı şekillendiren bir dönüm noktasıdır. Üniversitede kazandığım analitik düşünce ve çalışma disiplini, meslek yaşantımda bana çok güçlü bir temel sağladı. Akademik açıdan donanım kazanmanın yanı sıra farklı kültürlerden insanlarla tanışarak, kampüste kültürel ve sosyal etkinliklere katılarak geniş bir vizyona sahip oldum. Bilkent’te geçirdiğim yıllar, hem kişisel gelişimim hem de kariyer yolculuğum açısından çok değerliydi. Bilkent’te aldığım lisans eğitimi ile birlikte edindiğim sosyal beceri ve tecrübelerin bugün hayatımda çok büyük bir rol oynadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
